Erkeklerde Yaşa Bağlı Olarak Gelişen İdrar Yapma Belirtileri Nelerdir?

Erkeklerde idrar yapma belirtileri ürolojik organlardan mesane, prostat veya üretra ile ilgili olabilecek bir hastalığın veya durum değişikliğinin işareti olan semptomlardır. Hastanın kendisi, eşi veya bakıcısı tarafından dile getirilebilirler. 60 yaşındaki erkeklerin %60’ ında yaşam kalitesini düşüren bu belirtiler vardır.

İdrar yapma belirtileri 3 gruba ayrılır;
1- Depolama Belirtileri:
Artmış gündüz işeme sıklığı, ani sıkışma hissi (urgency), sıkışma tipi idrar kaçırma ve gece idrara kalkma (noktüri).

2- İşeme Belirtileri:
İdrara başlamada zorluk, kesintili idrar yapma, zayıf idrar akımı, çatallı idrar yapma, terminal damlama.

3- İşeme Sonrası Görülen Belirtiler:
Mesanenin boşalmama hissi ve idrar yaptıktan sonra damlama.

Yaşlı erkeklerde bu belirtiler klasik olarak büyüyen prostat bezine ve obstrüksiyonuna bağlanırken son yıllarda prostat (BPH), mesane (aşırı aktif mesane, mesanenin zayıf kasılması) veya böbrek (gece fazla miktarda idrar çıkması) kaynaklı olabileceği düşünülmektedir.


Prostat bezi mesane çıkımında yerleşmiş meniye katkıda bulunan bir bezdir. Ergenlik döneminde gelişerek normal boyutu olan 15-20 gr büyüklüğe ulaşır. Prostat bezi bir portakala benzetilebilir. Kabuk kısmı denilen kapsülünden ileride kanser gelişebilirken, içteki bez yapısının büyümesi ile iyi huylu adenom gelişmektedir.

40-50 li yaşlardan itibaren iki türlü büyüme gösterebilir;

1-Benign prostat hiperplazisi (BPH) iyi huylu prostat büyümesine verilen histolojik tanının ismidir. İyi huylu prostat büyümesi (BPB) ve prostat obtrüksiyonu (BPO) şeklinde görülebilir. Yaşlı erkeklerde BPH görülme oranı yüksektir; 5. dekatta %40 ve 9. dekatta %90 görülür.

2-Kötü huylu büyüme olan prostat kanseri erkeklerde görülen en sık kanserdir. Genellikle protatın dış kısmındaki kapsülünden köken almaktadır. Bu nedenle idrar yaparken sıklıkla belirti vermez. Bu nedenle 45-50 yaşından sonra serum PSA değeri ve fizik muayene ile aralıklı kontrolü yapılmalıdır.

Fizik muayenede(FM) en önemli yöntem rektal muayenedir(PRM). PRM ile prostatın büyüklüğünden ziyade ele sert gelen prostat kanserinin varlığına bakılmaktadır.

İdrar yapma belirtileri olan başvuran hastanın tedavisi planlanırken şu noktalara dikkat edilmelidir; Hastanın yaşı, eşlik eden hastalık(komorbidite), yaşam kalitesi, seksüel durum, hastanın tercihi, maliyet ve ilerleme (progresyon) riski.

Tedavi kabaca 3 gruba ayrılabilir;

1 - Konservatif tedavi: Bekleyerek gözlem yapılan gruptur. Hafif belirtilerde veya yaşam kalitesini bozmayan orta dereceli belirtisi olanlarda uygundur. Hayat tarzı değişiklikleri, eğitim ve periyodik kontrolü içerir.

2 - Medikal tedavi: Yaşam kalitesini bozan ve girişimsel tedavi istemiyorsa uygundur.

3 - Cerrahi tedavi:

i - medikal tedaviye dirençli olarak belirtileri devam eden
ii - idrar yapamama durumu
iii - tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu
iv - idrarda tekrarlayan kanaması olan
v - böbrek yetmezliğine yol açma riski
vi -mesane taşı

varsa cerrahi tedavi yapılır.

Medikal tedavi ya da tedavisiz konservatif tedavi genellikle ilk seçenek tedavidir.


Öncelikle iyi ve kötü huylu prostat büyümesinin cerrahi tedavisi birbirinden çok farklıdır. Prostat kanserinde prostat bezi, kabuk denilen kapsülü ile birlikte tamamen çıkarılırken iyi huylu büyümede kapsül yerinde bırakılıp içindeki adenom denilen büyümüş prostat parçaları çıkarılmaktadır.

İyi huylu prostat (BPH) cerrahi tedavisi seçimi yapılırken değişik teknikler uygulanabilmektedir. Her tekniğin avantaj ve dezavantajları vardır.

Transüretral Prostat İnsizyonu(TUIP) veya Transüretral Prostat Rezeksiyonu(TURP):

TUIP mesane boynunun bütünlüğünü bozarak doku çıkartmadan yapılan işlemdir. TURP ise prostatın iyi huylu büyüyen içteki adenomundan doku çıkartarak tıkanıklığı azaltmakta ve belirtileri düzeltmektedir.

TUIP ile TURP arasındaki tercih prostat hacmine göre yapılır. 30 gr’ ın altındaki prostat hacminde TUIP ve 30-80 gr prostatlarda TURP uygundur. TUIP dezavantajı patolojik inceleme için doku alınamaması iken en temel avantajı genç hasta grubunda meninin geri kaçmasına neden olmamasıdır. Uzun zaman altın standart kabul edilen TURP sonrası % 3-7,5 olguda orta-uzun vadede tekrar girişim gerekebilmektedir. TUR sendromu ve kanama operasyon sırasında olabilecek komplikasyonlardır. Sonrasında üretra darlığı ve mesane boynu kontraktürü gelişebilmektedir. Bipolar TURP klasik TURP’ a benzer etkinliktedir fakat yan etkileri daha azdır.

Açık Prostatektomi:

 

Açık prostatektomi en eski cerrahi tekniktir. %7-14 kan transfüzyonu gerekebilir. Hastanede 5-10 gün kalınmaktadır. Uzun dönem komplikasyon olarak idrar kaçırma, mesane boynu darlığı ve üretra darlığı görülebilir. Açık prostatektomi en invaziv fakat aynı zamanda en etkin ve uzun süreli etkinliği devam eden tekniktir. Sadece Holmium lazer ile enükleasyon (HoLEP) benzer sonuçları daha az morbidite ile sağlamaktadır. HoLEP yapılamıyorsa 80 gr’ dan büyük prostatlarda cerrahi tedavi seçeneğidir.

Holmiyum Lazer Enükleasyon (HoLEP) veya Prostat Rezeksiyonu(HoLRP):

 

Holmiyum:yitrium-aluminum-garnet(HoYAG) 2140 nm dalga boyuna sahip bir lazerdir. Genellikle rezeksiyon 60gr prostatlara uygulanırken enükleasyon daha büyük hacme sahip olanlarda uygundur. Antikoagülan kullananlar ve idrar yapamayanlara güvenle uygulanabilir. Ayrıca diode ve Thulium-YAG lazer bu amaçla kullanılabilmektedir.

Prostatın Buharlaştırılması (Bipolar-Plazmakinetik TUVP & Lazer PVP(KTP, LBO, Yeşil Işık):

30-80 gr prostatlar için uygundur. Patolojik inceleme için doku alınamamaktadır. Gerekli ise işlem öncesi TUR ile doku örneği alınır. 80-180W Lazer ile buharlaştırma antikoagülan kullananlardaErken dönem morbiditesi TURP’ a göre düşüktür fakat orta vadede TURP’ a göre daha az etkin olduğu düşünülmektedir. Hasta ve doktorun seçimi önemlidir.

Transüretral Mikrodalga Tedavisi (TUMT):

TUMT sırasında üretra içinde bir prob yardımı ile mikrodalga radyasyonu yayarak prostat içine ısı verilir ve dokuda tahrip, apoptozis ve alfa reseptörlerin denervasyonu yapılarak obstrüksiyon azaltılıp belirtilerinde rahatlama sağlanır. Tedavi iyi tolere edilmekle birlikte çoğu hastada perineal rahatsızlık ve aciliyet hissi nedeniyle analjezik gerekebilmektedir. TUMT ayaktan gerçekleştirilen bir işlemdir ve anestezi riskleri nedeniyle invaziv tedavi alamayan yaşlı hastalarda iyi bir seçenektir. Küçük prostatlarda, orta-ileri prostat obstrüksiyonu olan ve düşük enerji uygulananlarda sonuçları daha kötüdür.

Transüretral İğne Ablasyonu (TUNA):

TUNA prostat parankimine transüretral yoldan düşük doz radyofrekans enerji veren iğneler yardımı ile gerçekleştirilir. Transizyonel zonda koagülasyon nekrozu ile prostat hacminin azalmasını sağlar. >75 gr prostat hacmi olanlar veya izole mesane boynu darlığı olanlarda uygun değildir. TUNA günübirlik ayaktan tedavi ile gerçekleştirilebilir ve kanama, erektil disfonksiyon ve idrar kaçırma gibi TURP yan etkileri görülmez.

Prostat Stentleri:

Cerrahi için uygun olmayan hastalarda kateterizasyon için alternatifdir. Stent için detrüsör kasının kasılabilmesi gereklidir. Genellikle lokal anestezi altında ayaktan uygulanır. Stentin yer değiştirme olasılığı olduğu için abdominal ultrasonografi ve sistoskopi ile yerleşimin doğruluğu kontrol edilir.

Prostatik Üretral Asma:

Prostatik üretral asma lokal ya da genel anestezi altında sistoskopi yapılıp, Urolift adında bir sütürle her iki yan lobu asma tekniğidir. İşeme hızını artırmakta ve işeme belirtilerini azaltarak yaşam kalitesini artırmaktadır fakat 24. ayda TURP’ a göre daha kötü sonuçlara sahiptir. Seksüel yan etkisi azdır. Orta lobu olmayan 70 gr’ ın altındaki prostatlara önerilebilir.

Prostata Etanol ve Botulinum Toksin Enjeksiyonu:

Deneysel tedavidir. Artık önerilmemektedir.